fiil Görünür olmak, gözükmek.
- Palamutların bittiği yerde, göz alabildiğine uzanan, yemyeşil bir bük başlıyor.
fiil Etkisini göstermek.
- Yağmur başladı, koş çabuk, ipten çamaşırları topla!
fiil Bir işe girişmek, harekete geçmek.
- Keşif ekibi, kumanyalarını ve mataralarını kontrol edip intikale başladı.
- Alarm verilir verilmez tatbikat planlandığı gibi başlayacak.
- Güya uykusu yoktu, döşeğe uzandığı gibi horlamaya başladı.
- Hayata atılıp kendi ayakları üstünde durmaya başladıktan sonra kimseye müdana etmedi.
fiil Çalışır, işler duruma geçmek.
- Vilayetten otobüs seferleri başladığından beri, çarşıya pazara bir hareket geldi.
- Birlisan, 2017 yılında "Yaşayan Türkçe" mottosuyla genel ağ üzerinden yayına başlamıştır.
fiil Ortaya çıkmak, oluşmak, doğmak.
- Kavganın neden başladığını bilmiyorum, her şey bir anda oluverdi.
- Üniversitenin yurdunda başlayan arkadaşlıkları, yıllara meydan okuyor.
- Salgın olarak başlayan bir hastalık, zamanla endemiye dönüşebiliyor.
- Jakobenlerin iktidarı ele geçirmesiyle başlayan ve "Terör Dönemi" olarak bilinen kanlı süreçte, çok sayıda Fransız aristokrat idam edilmiştir.