fiil Bir şeyi, olduğundan başka bir şekle sokmak, değişikliğe uğratmak.
- Duvarda asılı portre, odanın havasını hepten değiştirmiş.
- Yeni gelen başmühendis, fabrikanın düzenini baştan aşağı değiştirdi.
- Ansızın, davanın gidişatını değiştiren bir tanık ortaya çıktı.
- Filozofların etik ile ilgili kalıplaşmış mefhumlara eleştirel yaklaşımı, zamanla insani değer yargılarını kökten değiştirdi.
- İç mimar, oturma odasını sakil gösteren dekoru tümden değiştirerek işe başladı.
fiil Bir şeyi, bulunduğu yerden başka bir yere götürmek.
fiil Bir şey verip yerine başka bir şey almak, takas etmek.
fiil Birini bırakıp başkasını kullanmaya başlamak.
- İşleyişe dinamizm katmak için tedarikçilerimizi ara ara değiştiriyoruz.
- Sırılsıklam olmuş yavrucak, hemen değiştirelim üstünü.
fiil Bir şeye, farklı bir görünüm kazandırmak.
fiil Anlatıma yeni bir bağlam vermek.