isim Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi.
- Pencereden felsefe derslerini izleyen kedi, öğrencilerin maskotu oldu.
- Derse alakasız göründüğüne bakma, sınav zamanı herkes ondan not ister.
isim Sözü edilen bilgi aktarımı için ayrılan süre.
- Sözleşmeli öğretmenlerin ders saati ücretlerinde iyileştirmeye gidildi.
isim Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi.
- Hafta içi erken kalkıp ders çalışmak için bir türlü motive olamıyor.
- İmtihandan düşük not alınca yalın kat bilgilerle bu dersi veremeyeceğimi anladım.
isim Yaşanan bir olayın, durumun zihinde bıraktığı öğretici iz, ibret.
- Başına gelen felakette, özümsenmesi gereken bir ders olduğunu kavradı.