Yaşayan Türkçe

kabul etmek


  • fiil Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olmak.

    • Tarafıma yöneltilen asılsız suçlamaları kabul etmiyorum.
    • Nihayetinde, heykeltıraşlıktaki istidatsızlığını kabul edip resme yöneldi.

  • fiil Misafirleri, davetlileri veya görüşme talebinde bulunanları makamına, odasına almak.

    • Haftaya emekliye ayrılacak olan genel başkan, basın mensupları eşliğinde halefini makamında kabul etti.

  • fiil Gönderilen, verilen bir şeyi, armağanı almak.


  • fiil Uygun bulmak, onaylamak.

    • Çalışanların özlük haklarını düzenleyen tasarı, oy çokluğuyla kabul edildi.

  • fiil Farz etmek, varsaymak.

    • Chomsky, içsel bir evrensel dil bilgisini verili kabul eden yapısalcı bir anlayışı savunur.
    • Picasso’nun geometrik şekilleri öne çıkaran avangart tarzı, birçok sanat münekkidi nezdinde 20. yüzyıl resminde bir paradigma olarak kabul edilmektedir.
    • Gezgin sofistler, retoriğin ilk öğretmenleri olarak kabul edilmektedirler.

67