Yaşayan Türkçe

meğer

Farsça


  • bağlaç Bilinmeyen, farkında olunmayan bir durum için kullanılan bir söz, oysa.

    • Keskin bir koku yaktı burnumu, odanın ahşap zemini yeni verniklenmiş meğer.
    • Başta hodbin birisi olduğu düşünmüştüm, meğer yanılmışım.
    • Adam yerine koymadıkları Vefik Bey, nezdinde bin kişi çalışan bir fabrikacıymış meğer.

70